>

Fatih Projesi’nin Daha Etkili Kullanımı İçin

Hem yazılımcı, hem de bir öğretmen olarak yakından ilgilenmeye çalıştığım bir konu fatih projesi. Her ne kadar, bir taş atılmış ve diğer yetkili insanlar zoraki olarak çıkarmaya çalışıyormuş gibi görünse de, en azından ülke eğitimine birkaç seviye atlatabilecek altyapıyı sağlaması açısından önemli.

Tabi biz büyükler hala eğitim sistemine isyanlar etsek de şu an okullarda esasicilikten daha modern bir yaklaşım olan ilerlemeci eğitim modeli 2004 yılından bu yana uygulanıyor ve “biz bunu büyüyünce nerede kullanıcaz” diye isyan eden çocuklar yerine, bizzat okulda günlük hayat ile iç içe geçmiş dersler işleniyor. Fakat tabiki, zamanında üstünkörü bir eğitim ile öğretmen olmuş, emekliliği gelmiş, fakat emekli olmayan veya emekli edilmeyen öğretmenlerin pek aşina olmadıkları eğitim yöntemlerini verimle uygulayabilmeleri zor.

Tüm bu sorunlar kabak gibi meydanda dururken gerçekten çok iddialı bir atılım yaparak böyle bir teknolojiye büyük paralar yatırmak sanırım biraz erken oldu. Ama yine de biz Türkler kervan yolda düzülür mantığı ile işlerimizi hallettiğimiz için genelde, çok da yadırganacak bir durum da değil.

Pekala, hadi diyelim ki öğretmenler progressivist eğitimi benimsediler, hadi okullara getirilen tahta ve tablet teknolojisine de bir şekilde uyum sağladılar (yıllar alır ya!) o zaman şimdi bahsedeceğim ve aslında makalenin özünü oluşturan kısma geçebilirim.

Çevremdeki insanlardan tablet dağıtılması hakkında duyduğum serzeniş şu; “dağıtın tabletleri çocuklar sabahtan akşama kadar oyun oynasın” aslında bu olumsuz bir durum değil, madem çocuklar günümüzde yaşları ve yaşıtları gereği siz ne kadar yasaklasanız da oyun oynayacaklar, eğitimi oyunların içine sokmak gerekir. Yakın zamanda ABD başkanı Obama’nın da bu tür bir açıklaması olmuştu ve beni ülke başkanının bunu görebiliyor oluşu bayağı şaşırtmıştı. Nitekim tabletlerde bu “oyunlaştırma” yönteminin kullanılmasına ilişkin Ali Rıza Babaoğlan‘ın Webrazzi’de yayınlanan bir yazısı var. kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Geçenlerde, pilot okullarda tabletlerin verimli kullanılamadığı çünkü içerik sıkıntısı çekildiğine ilişkin bir haberler de çıkmıştı. Yani tüm bu sorunları göz önüne aldığınızda aslında çözüm gözümüzün önünde duruyor; içeriği doğrudan oluşturmak değil, öğretmenlere ders içeriğini oyunlarla harmanlayıp sunabilecekleri bir uygulama/simülatör yapmak gerek. Yani öğretmenler sürükle bırak ile oyunlar oluşturabilmeliler ve bunu kolayca yayınlayabilmeliler. Tabi bu uygulamaların nitelikleri yine Talim Terbiye Kurulu tarafından incelenmesi gerekecektir, bunun için de, aynen Apple’ın Appstore hizmeti gibi, her ders hakkında onaylanan uygulamaların listelendiği ve ücretsiz indirildiği bir servis hazırlamak gerek.

Böylece gerçekten faydalı bir eğitim sağlanır ve okula koşarak giden, dersin bir dakikasını bile kaçırmak istemeyen ve aynı zamanda kalıcı  kazanımlar elde eden bireyler yetişecektir. Öneri gerekli yerlere ulaşır mı bilmiyorum, ama Fatih Projesinin uygulanması adına dikkate değer bir fikir olduğunu düşünmekteyim.

Python ile MongoDB kullanımı

MongoDB hakkında yeteri kadar okuduğunuzu varsayıp direk konuya dalıyorum. Konu MongoDB’nin kendisini öğrenmek olduğundan, python ile kullanmaya yarayan sürücü ‘pymongo’ üzerinden konuyu anlatacağım. Kurulum ile başlayalım;

sudo apt-get install mongodb

sudo pip install pymongo

kurulum tamam ise veritabanına bağlanalım. idle üzerinde denemeler yapmak daha yerinde olacaktır.

import pymongo

connection = pymongo.Connection(‘localhost’, 27017)
db = connection.proje

Bir veritabanındaki Collection‘ları listelemek istediğinizde şunu kullanırsınız;

db.collection_names()

biz üzerinde işlem yapacağımız örnek collection’a bağlanalım.

isletmeler = db.isletmeler

artık isletmeler değişkeni üzerinden tüm operasyonları yürütebiliriz.

isletmeler.save({‘name’: ‘iyi firma’, ‘skills’: [‘python’,’ruby’, ‘go’]});
isletmeler.save({‘name’: ‘kötü firma’, ‘skills’: [‘.net’,’c#’, ‘aspx’]});

şu an işletmeler koleksiyonuna iki işletme ekledik. peki kayıtlı işletmenin özelliklerine bir dil daha eklemek istersek? şöyle yapıyoruz;

isletmeler.update({‘name’: ‘iyi firma’}, {‘$push’: {‘skills’: ‘nodejs’} });

peki bir bakalım sonuca;

isletmeler.find_one({“name”: “iyi firma”})

muhtemelen şöyle birşey göreceksiniz;

{u’skills’: [u’python’, u’ruby’, u’go’, u’nodejs’], u’_id’: ObjectId(‘518ab474af760d15b6929469’), u’name’: u’iyi firma’}

peki bütün özellikleri boşverip yeni bir tane ekliyoruz.

isletmeler.update({‘name’: ‘iyi firma’}, {‘$set’: {‘skills’: ‘php’} })

artık skills alanında sadece php var. isterseniz işletmeyi silelim artık.

isletmeler.remove({“name”: “iyi firma”})

sorgulama işlerinde kullanabileceğiniz birkaç örnek kod ile bitirelim o zaman.

isletmeler.find({‘a’: {‘$in’: [2, 3, 4]}});

a değeri 2,3,4 olan verileri getirir.

isletmeler.find({‘a’: {‘$gte’: 2, ‘$lte’: 8}});

a değeri 2’den 8’e kadar olan kayıtları getirir.

bu $in ve $gte gibi bir çok operatör mevcut. mongodb dökümanlarını kurcalarsanız gerekli açıklamalara ulaşabilirsiniz.

Önyargı

Firma ismi ‘X Soft’, ‘Y Bilişim’ olan firmalara müthiş bir önyargım var. Muhtemeldir ki, hayatınızın bir döneminde kullanmak zorunda kaldığınız, tasarım olarak hiçbirşey vaadetmeyen, kullanıcı deneyimi kavramını muhtemelen duymamış, en basit ögeyi silmek için ‘eminmisin, siliyorum, son kararın mı’ gibi birçok pencereler açan ve bunların hepsinde ‘hayır’ seçili halde gelen fakat ‘geri al’ özelliğinin akıl edilemediği, kullanan kurumda çalışanların ‘sistem yok’ kavramını hayatının bir parçası haline getireceği uygulamalar üreten firmalardırlar. Ve yine muhtemeldir ki, microsock(*) teknolojilerine bağımlılardır.

Fakat ne yazık ki müşterinin istediği başka birşey değildir zaten. Onlar için öyle yürür işler, her ihtimalde de, ihalenin verileceği kurum X Soft’tur. Ve tabiki Türkiye’de yazılım işindeki parayı döndüren bu ‘sürükle bırak’ kafasındaki yazılımcılardır.

Özetle, hayatımın her döneminde böyle bir mantalitede firma görürsem yolumu değiştiriyorum, farketmeden çok yaklaşmışsam topuklarımı kıçıma değdirerek kaçıyorum. Alınmazsanız size de bunu tavsiye edeceğim.

Henüz Okumadıysanız; REWORK

Yaklaşık iki yıl önce edindiğim, sanırım her 3 ayda bir tekrar okuduğum, notlar aldığım, bazı kısımlarını odamda görünür yerlere kocaman kocaman astığım bir kitap “REWORK”. Özellikle silikon vadisi girişimcilerinin ve dünyadaki çoğu girişimcinin bundan daha fazla değer verdiğini biliyorum.

Daha fazlasını biraz yazarları araştırıp öğrenmelisiniz ama birkaç cümle ile özetleyip kitaptan önemli bulduğum kısımlara geçeyim.

Jason Fried ve David Heinemeier Hansson (Deyv haş haş diyorlar) 37Signals adlı şirketin kurucuları. İşletmeler için web tabanlı uygulamalar geliştiriyorlar ve şirketin müthiş ününü ve (tabiki cirosunu) şu an iş dünyasının uygulamakta olduğu neredeyse hiçbir kural ve yönteme dayandırmadan yapıyorlar. Fikirleri, yukarıda bahsettiğim gibi birçok yazılım şirketine ilham kaynağı oldu ve özellikle yeni kurulan startup’lar için hayatta kalmak, katma değer yaratmak ve daha ilerisi için kendi uyguladıkları ve başarılı oldukları yöntemleri paylaşıyorlar.

Evet, hali hazırda diğer şirketlerin kullanabileceği ürünler üreten bir yazılım şirketi, geçtikleri aşamaları diğerleri ile paylaşıyor, böylece bir müşteriden ziyate hayran kitlesi kazanıyorlar, çok iyi bir strateji. Tabiki sırf bunun için bile kitap okumaya değer sanırım ama, şu an çoğu bay area girişimcisinin kullandığı Ruby on Rails web çatısının da geliştiricileri olduğunu yazmadan geçsem ayıp olur herhalde.

Aşağıda kitaptan aldığım kesitleri paylaşıyorum, Okumadıysanız ve kitabı Türkçe okumak isterseniz Sil Baştan’ olarak çevrildi. Herhangi bir kitapçıdan edinebilirsiniz (kibar oldu, ‘edinin’).

Hatalardan Ders Çıkarma Fikri Abartılıyor

Havada bu kadar başarısızlık varken sizin bunu solumamanız işten değil. Koklayın ama fazla içinize çekmeyin. Sayılar sizi yanıltmasın. Başkalarının başarısızlıkları, sadece başkalarınını başarısızlıklarıdır.

Plan Yapmak Tahmin Yürütmektir

Planlar geçmişin geleceğe yön vermesine neden olur. Başınıza at gözlükleri takarlar. “Bu yönde ilerleyeceğiz, çünkü bu yönde ilerleyeceğiz demiştik”. Sorun da bu zaten, planlar doğaçlama yapmaya aykırıdır.

Girişimci Lafından Gına Geldi

Gelin, girişimci terimini çöpe atalım. Modası geçmiş ve aşırı yüklü bir terim bu. Üye olmayanların giremeyeceği bir kulübe benziyor. Herkes kendi şirketini kurmak konusunda desteklenmeli; bu destek herkese verilmeli, sadece kendini girişimci olarak tanımlayan o ender türün mensuplarına değil.

Kendi Söküğünüzü Kendiniz Dikin

İyi bir ürün veya hizmet yaratmanın en basit yolu, kendi kullanmak istediğnizi bir şey tasarlamaktır. Böylece vakıf olduğunuz bir alanda üretmiş olursunuz - ve yaptığnız işin iyi mi kötü mü olduğunu derhal anlayabilirsiniz.

Bir ürün veya hizmet geliştirdiğinizde, her gün yüzlerce küçük meseleyi karara bağlarsınız Başkasının sorununu çözmeye çalışıyorsanız, karanlıkta hareket ediyorsunuzdur. Ama kendi sorununuzla ilgilendiğiniz zaman ışıklar açıktır. Doğru cevabın ne olduğnu kesinlikle biliyorsunuzdur.

Dışarıdan Gelen Para Ancak Z Planı Olabilir

Aklınıza gelecek sorulardan birisi muhtemelen şu, Başlangıç sermayesini nereden bulacağım? Pek çok insan çözümün başka insanlardan para toplamak olduğunu düşünür. Eğer bir fabrika kuracaksanız ya da restoran açacaksanız dışarıdan gelecek paraya gerçekten de ihtiyaç duyabilirsiniz, evet. Ama pek çok şirket için pahalı bir altyapı gerekmiyor - özellikle şu günlerde.

Ne tür bir şirket olursanız olun dışarıdan mümkün olduğunca az para almaya bakın. Başkalarının parasını harcama fikri kulağa harika gelebilir ama işin içinde bazı tehlikeler var, şöyle ki;
-Kontrol elinizden alınmış olur
-Para ödemek, nitelikli bir şirketin oluşumunu baltalar.
-Başkalarının parasını harcamak bağımlılık yapar.
-Genelde karlı bir alışveriş değildir.
-Müşteriler arka sıralara atılır.
-Para toplamak inanılmaz derecede bağımlılık yaratır.

Rakibinizden Daha Azını Yapın

Bu tür bir yarış, soğuk savaş mentalitesi sizi hiçbir yere götürmez. Silahlanma yarışına kendinizi kaptırırsanız size büyük miktarlarda paraya, zamana ve enerjiye mal olacak sonu gelmez bir savaşın içine sürüklenirsiniz. Ayrıca bu sürekli savunma halinde olmanızı gerektirir. Savunma halinde olan şirketler önlerini göremezler, sadece arkaya bakarlar.

Harika yazarları işe alın

Bir pozisyonu doldurmak için aday olan birkaç kişi arasında karar veremiyorsanız, içlerinden en iyi yazar olanını işe alın. Bu kişinin pazarlamacı, satış elemanı, tasarımcı, programcı olması fark etmez. Farkı yaratacak olan yazı yetenekleri olsun.

Uyuşturucu Satıcılarını Örnek Alın

Uyuşturucu satıcıları akıllı iş adamlarıdır. Ürünlerinin iyi olduğunun o kadar bilincindedirler ki denemeniz için az bir miktarını seve seve bedava verirler. Daha fazlasını almak için geri geleceğinizi biliyorlardır, üstelik bolca parayla.


Kitapda bu tür verimlilik, rakipler, tanıtım, işe alım, şirket kültürü üzerine çok enteresan maddeler var. Sizce de 37signals’in yolundan gitmek mantıklı olmaz mıydı?